27 Kasım 2014 Perşembe günü Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde Ankara Üniversitesi Yetişkin Eğitimi Bölümü, Ankara Üniversitesi Genç Eğitimciler Topluluğu ve Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Ankara Şubesi tarafından düzenlenen “Öğretmenler Günü Tartışması ve Günümüz Öğretmen Yetiştirme Politikası Etkinliği” saat 14:00’de Hasan Ali Yücel Salonunda gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarında ilk sözü alan fakülte dekanı Prof. Dr. Ayşe Çakır İlhan konuşmasında, bilim üreten fakültelerin gündeme ilişkin kaygılarını dile getirdi. Toplumsal sorunlara çözüm getirme açısından fakültelerin rolüne değinen İlhan, eğitim fakültelerinin yetiştirdiği öğretmenlerin kalitesi üzerinde durdu ve fakülteden mezun olan bir öğrencisinin kendisine gönderdiği mektuptan bir bölümü dinleyicilerle paylaştı. Mektubu yollayan öğrenci, Muş’un Varto ilçesine bağlı bir köye öğretmen olarak atanmış ve burada yaşadığı sorunların üstesinden nasıl geldiğinden söz etmişti. Sınıfta çocukların Türkçe bilmediği ve iki çocuğun hem Kürtçe hem Türkçe bildiği için kendisine tercümanlık yaptığından bahseden öğrenci, donanımlı öğretmen yetiştirilmesinin önemine değinmişti. Dekan, sözlerini Köy Enstitülerinin öğretmen yetiştirmedeki önemine değinerek tamamladı. İkinci olarak söz alan Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Ankara Şube Başkanı Alper Akçam, ikisi de Cılavuz Köy Enstitüsü Mezunu olan anne ve babası Perihan Akçam ile Dursun Akçam’dan aktardığı anılarla sözlerine başladı. Köy Enstitülü yıllardaki eğitimin sorgulayan ve düşünen birey yetiştiren yapısının, özellikle günümüz neoliberal eğitim politikalarıyla ezberci bir yapıya evrildiğini vurgulayan Akçam, Türkiye özelinde 12 Eylül 1980 darbesinin kültür ve eğitim politikalarına yönelik olumsuz etkilerinden söz ederek konuşmasını tamamladı. Daha sonra Oğuz Makal’ın hazırladığı “Onların Hikayesi” adlı belgesel izlendi. Belgeselden sonra yöneticiliğini Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nden Öğretim Görevlisi Dr. Pınar Kızılhan’ın yaptığı Açık Oturum’da “Öğretmen Yetiştirme Politikaları” üstüne konuşmacılar söz aldılar. İlk söz alan eğitimci parlamenter Mustafa Gazalcı sözlerine öğretmenler günü tartışmalarına değinerek başladı. 16 Mart 1848 tarihinde açılan Darülmuallimin okuluyla öğretmenliğin ilk defa meslek olarak kabul edildiğini hatırlattı ve öğretmen okullarında bugünün öğretmenler günü olarak kutlandığını belirtti. 5 Ekim 1966 tarihinde UNESCO temsilcileri ve ILO tarafından “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi”ni oybirliği ile kabul ettiğine değinen Gazalcı, Türkiye’nin de bu tavsiyeyi kabul etmesine rağmen 5 Ekim tarihini neden öğretmenler günü olarak kutlamadığını 2006 yılında milletvekili iken mecliste dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e sorduğunu buna karşılık Bakan’ın ise bu soruya cevaben gündemde böyle bir konunun olmadığı söylediğine dikkat çekti. Konuşmanın devamında Köy Enstitüleri Yasasının kabul ediliş tarihi olan 17 Nisan 1940 dolayısıyla 17 Nisanların eğitim bayramı olarak kutlandığını, 12 Eylül döneminde Öğretmenler Günü olmasına karar verilen, Mustafa Kemal’e “Başöğretmenlik” unvanının verildiği tarih olan 24 Kasım’ın ve uluslararası bir tarih olarak kabul edilen 5 Ekim tarihlerinin yanında 16 Mart ve 17 Nisanların da öğretmenler günü olarak kutlanabileceğine değindi. Öğretmen yetiştirmede uygulamalı eğitimin önemi, Anadolu öğretmen liselerinin kaldırılmasıyla öğretmenliğin silinmek istenmesi ve eğitim akademisi ya da pedagoji üniversiteleri kurulması önerileri Mustafa Gazalcı’nın konuşmasının diğer başlıklarını oluşturdu. İkinci olarak söz alan Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yetişkin Eğitimi Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet Yıldız’dı. Yıldız konuşmasına “Günümüz Öğretmenini Nasıl Betimleyebiliriz?” soruyla başladı ve bir takım özellikler sıraladı. Robatlaştırılmış, esnek çalışma şartları ile güvencesi elinden alınmış, performans sistemi ile de güvenilmez olarak yaklaşılmaktadır günümüz öğretmenine... Eğitim teknolojileri kutsallaştırılırken öğretmenler araçsallaştırılmış ve merkezi standart sınavlarla öğretmen başarısı öğrencinin bu sınavlarda kaç soru çözdüğüne indirgenmiştir... Yıldız’a göre neoliberal sistem eğitime ve öğretmene piyasalaşmış, dinselleşmiş ve anti-entelektüalist anlamlar yüklemiştir. 1980 ve sonrasında toplumsal alt sınıfların dinselleşmeye mahkûm edilmesine ve entelektüele yüklenen olumsuz anlama dikkat çeken Yıldız, neoliberal sistemin kendi tipolojisine uygun öğretmen yetiştirdiğini söylemiştir. Buna göre örgütlü öğretmen değersizleştirilirken, merkezi sınavlara öğrenci hazırlayan “teknisyen” öğretmenler ön plana çıkarılmıştır. Üçüncü konuşmacı olan Genç Eğitimciler Topluluğu üyesi ve Eğitim Bilimleri Fakültesi öğrencisi Baver Taş ise Öğretmen yetiştirme politikalarına dikkat çekti ve bireylerin hak ve özgürlüklerine sahip çıkılmasının eğitimle ilişkili olduğunu söyledi. Taş, yaratıcılıktan uzak, toplumsal duyarlılığı engellenmiş ve gelecek kaygısı taşıyan öğretmenler yetiştirildiğini ve bunun sonuncunda da mekanik ve ezberci bir eğitim anlayışının olduğunu belirtti. Açık oturumun sonundaki soru cevap bölümünde ise dinleyicilerden gelen “Ne yapılmalı?” sorusuna Mustafa Gazalcı, eğitimin bir iktidar sorunu olduğunu ve eğitim politikalarında belirleyici olabilmek için demokratik yollardan elde edilebilecek iktidarın önemine değinerek cevap verdi. Yönetici Pınar Kızılhan’ın teşekkür konuşmasıyla etkinlik sona erdi.